Hayır! BURASI ORMAN değil!

Kitabı elime aldığımda seveceğimi biliyordum. Neden mi? Çizimlerini biliyorum ve onlardan tanıyorum artık çizeri, o tanışıklıkla beraber içimden “O kötü işe imza atmaz” diyorum. Bu defa yazarı tanımasam da çizerden yola çıkıp bu önyargımı kuruyorum ve o önyargım boşa çıkmıyor 🙂 Kitabı bir çırpıda okuyorum, sonuç; yine oldukça güzel bir hikaye ve görsel şölen var karşımda. Kitabı hevesle çantama yerleştiriyorum ve eve ulaşınca kızıma gösteriyorum. “Aaaa anne bu şey değil mi; Öpücük kitabının çizeri, birdeeeeee Kardeşler kitabının?” diyor ya, heh diyorum işte bu; sen kalbimizde taht kurdun bile Rocio Bonilla 🙂 Üstelik o kalplerden birisi henüz 8 yaşında (8 yaşındaysanız ve aşıksanız hayat çoooook güzel repliği eşlik ediyor bize bu yıl).

Gelelim hikayeye; o da bize yakın. Odasını toplamayan ve dağınıklık içinde olan küçük kız Pola o kadar yakın ki bana, sanki bizim evde yaşıyor. Yaşıyor aslında ama adı Pola değil; neyse meselemiz bu değil, kitaba geri dönüyorum hemen. Pola “hayır” kelimesini kendisine parola edinmiş durumda ve bunu olur olmaz her şeye söylüyor. Annesi odaya girip de manzarayı görünce “Burası ormana dönecek yakında” diyor ve kızına iyi geceler dileyip çıkıyor. İtiraf ediyorum aynı sahneyi ben gördüğümde genelde “Burası samanlık gibi” diyorum. Kitabı okurken bir taraftan da annelik vasıflarının aslında ülkeden ülkeye çok da değişmediğini düşünürken buluyorum kendimi. Neyse yanımdaki küçük okur da hafiften gülerek okuyor kitabı ve ara ara resimlere dalıyor. Sahiden resimler harika ama. Bir an durup “Anne bu sayfanın resmini çek. Anneeee baksana lütfen bunu da çek” deyip duruyor kızım. Haksız da sayılmaz ama ben bunu yapmayayım şimdi buraya. Yazılardan çok resimlere takılıyor gözümüz, mesela yatak odasında süslenen goril ailesi harika. Yine buzdolabının önünde bekleyen yılan çok güzel resmedilmiş. Banyoda Pola’nın mayosunu giymiş ve gözlüğünü takmış olan timsahın şirinliğini söylemeden geçemeyeceğim. Anlaşılacağı üzre Pola’nın odası ve evi ormana dönüşmüş ve kız bu kabustan çıkamıyor. Ona kabus ama bize eğlence bu durum. 

Neyse ki Pola uykudan uyanıyor ve rüyasında gördüğü şeylerin gerçek olmadığına seviniyor. O rüyada kuyruğu bile çıkmış olan kız için hayat zorlaşmaya başlamıştı. Annesinin kendisini kahvaltıya çağıran sesine seviniyor Pola. Hemen kahvaltıya gitmiyor ama; neden mi dersiniz? Yine tüm hikayeyi anlatıyorum bakın size, neyse tamam nedenini merak edenler alıp okusun 🙂 Yazı bitti ama ben söylemeyi unuttum; kitap Günışığı Kitaplığı tarafından basılıyor ve yazarı Susanna Isern. Türkçe’ye de Halil Türden tarafından çevriliyor.  

Şunlar da Hoşunuza Gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.